Pandemi Döneminde Tercüman Olmak

   Neredeyse bir yıldır evlerimizden hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz ve yakın zamanda da bu süreç sona erecekmiş gibi görünmüyor. Peki bu dönemde çevirmenler olarak bizler ne yaptık ve çalışma şeklimiz nasıl değişti? Biraz da bunlardan konuşalım.




   Öncelikle yaygın ve çok yanlış bir görüşten bahsederek başlamak istiyorum. Bazı insanlar evden çalışabilme imkanımızı bu pandemi döneminde yanlış anlayarak "Siz zaten evden çalışıyorsunuz, sizin açınızdan bir değişiklik olmamıştır." şeklinde yorumlayabiliyor. Evet, bu birçok meslekte bulunmayan, çok güzel bir imkan. Fakat biz tamamen evden çıkmadan çalışmıyorduk. Kaldı ki her tercüman veya çevirmen zaten her zaman evden çalışmaz. Örneğin, serbest çevirmenlik yapıp evden çalışanlar var. Bunların yanı sıra hem evden çalışıp hem de sözlü çeviri yapanlar var. Sadece devlet dairelerinde veya şirketlerde çalışanlar var. Konferanslarda sözlü çeviri yapanlar var. Kendi bürosunda çalışanlar var. Başka birinin bürosunda çalışanlar var. Gördüğünüz üzere birçok tercüman ve çevirmen çeşidi var. Kısacası, o insanların düşündüğü gibi bizim için problemsiz geçen bir süreç olmadı. 


   Bazı insanlar evinde kalmayı sevebilir ve dışarı çıkmaktan pek haz etmezler. Ama mesela benim gibi kişiler evden çalışsa da örneğin bir kafeye veya kütüphaneye gidip çeviri yapmayı tercih edebilir. İşte bu tür insanlar için pandemi dönemi çok sıkıcı geçti. Öncelikle uyku düzenimiz bozuldu. Burada suçu tamamen pandemiye veya virüse de atmamak lazım. Çoğu tercüman ve çevirmen geceleri yaşamayı sever. Çünkü gece dünya biraz daha sessizdir, sizin dikkatinizi dağıtacak unsurlar azalır, sizi rahatsız eden veya edebilecek kapasiteye sahip her şey uyuyordur. Kulaklığınızı takıp güzelce çevirinizi yapmaya başlarsınız. Belki de koskoca evde tek duyulan klavyenizden gelen sestir. Her ne kadar genelleme yapsam da erkenden uyanıp çok düzenli bir şekilde çalışıp işlerini halledip erkenden uyuyan kişiler de var. Haliyle, iş yerimizden veya sosyal hayattan uzak kalınca düzenimiz de bozuldu. Sabah işe gitmemek uyanmamız için elimizdeki sebeplerden birini almış oldu. Belki de en basit sorun bu. 


   Çoğu konferans ve etkinlik çevrim içi platformlarda yapılmaya başlandı. Önceden okullarda, üniversitelerde veya kültür merkezlerinde yapılan konuşmalar bir yıldır Zoom'a, Google Meets'e, Skype'a ve başka birçok uygulamaya taşındı. Bu işlem yapılırken birilerini unuttular: Tercümanlar. Örneğin yurt dışından bir konuşmacı bir etkinlik için ülkemize daha gelmeden o kişiye yardımcı olacak tercüman veya tercümanlar ayarlanırdı. Ama şimdi etkinliğin afişi yapılırken konferansın dili de yazılıyor. Bu dili bilirseniz etkinliğe katılıp konuşmayı dinleyebiliyorsunuz. Fakat önceden de belirttiğim gibi bunlar sadece genelleme. Tercümanlarının uzaktan çeviri yapmasını isteyen şirketler de oldu. Ayrıca bazı diller çoğunluk tarafından bilinmediği için o dillerin konuşulduğu etkinliklerde tercüman da bilgisayarından bize tercümesini iletti.


   Büro ve şirketlerde çalışan tercüman ve çevirmenler evlerine geçti ve düzenleri baştan aşağı değişti. Kendi bürosunda çalışan bazı kişiler akşam evine iş götürmemek için mesai saati biter bitmez çeviri işini o büroda bırakır. Fakat evde çalışmaya başlayınca bu konfor da ortadan kalktı. Mesai saatini bilen sayısı unutuldu ve sanki 7/24 çalışan robotlarmışız gibi görülmeye başladık. Gece 12'de acil çevirim var diye sizi arayan da oldu, 1 haftada bitecek çeviriyi "Nasıl olsa evden çalışıyorsun, yola vakit harcamayacaksın." diye 3 günde isteyen de oldu. 


  Çoğu iş yerinin ve devlet dairesinin önlem almak amaçlı kapatılmasıyla iş gücümüz de azaldı. Ayda 5 bin lira kazananlar belki bin lira, aylık 2 bin lira kazananlar belki de birkaç yüz lira kazanmaya başladı. İşte tam da bu dönemde, hayatımızın en zor zamanlarından birinde, meslekten nefret etmeye zaten çoktan hazır olanlar sosyal medya platformlarında, hayali bu mesleği yapmak olan ve deneyimli kişilerden bilgi almak isteyen güzel gençlerin canını sıktı. Çünkü yaptıkları yorumlarda mesleği kötülüyor ve diğer mesleklerle karşılaştırarak nasıl farklı olacağını anlatmaya çalışıyorlardı. "Şimdi tercüman veya çevirmen yerine, öğretmen olsaydık..."dan başlayıp "Bizim yaptığımız hatayı sen yapma, sen kendini yakma." ile biten yorumlar aslında insanların ne kadar zor durumda olduğunu gösteriyordu. Yanlış anlaşılmak istemem, benim anlatmaya çalıştığım bu insanların suçlu olduğu değil. Devletin muhakkak ki bu konuda bir şeyler yapması gerektiği. Zaten şu anda bu piyasada çalışan herkes bunun farkında. Ne yapsak da sesimizi duyursak diyoruz. Nasıl daha çok kadro açılmasını sağlarız? Nasıl mesleğimizin hak ettiği değeri görmesini sağlarız? Nasıl hak ettiğimiz maaşı alırız? Nasıl sağlıklı koşullarda mesleğimizi icra edebiliriz? Bunlar hepinizin kafasında gezinen konular. Ben yeni bir şey söylemeyeceğim.


   Belki bu değişimi biz sağlarız veya en azından değişime şahit oluruz. Tek isteğimiz mesleğimizi icra ederken dünyaya güzel işler bırakmak. Umarım dünya da bize bu konuda yardımcı olur. 


   O güne dek, olabilecek en az seviyede delirmenizi ve sağlıklı kalmanızı dilerim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Fahrenheit 451" Çeviri Eleştirisi Çözümlemesi - 2.Kısım

Bir Dil Öldüğünde...

Çevirmen olmak...